Basın Site Haritası English
Arama
Ana Sayfa Sanatçılar Albümler Özel Projeler Reklam ve Film Müzikleri Biz Kimiz Misyon İletişim
  • Adriano Celentano
  • Arielle Dombasle
  • Caro Emerald
  • Fatima Spar & The Freedom Fries
  • Helldorado
  • Marc Aryan
  • Peppino Di Capri
  • Marc Aryan

    Lübnan vatandaşı göçmen bir Ermeni ailenin çocuğu olan Henry Markarian, 14 Kasım 1935’te Fransa’nın Drome bölgesinde Valence’de doğdu. Resmi kayıtlarda 1935 olarak görülen doğum tarihi aslen 1926’dır.
    7 çocuklu bir ailenin 3. çocuğu olan Marc, küçük yaşlarda, tahmin edileceğinin aksine müzikle ilgilenmek yerine, içinde bulunduğu dönemin de etkisiyle, askerlere ve üniformalarına hayrandır ve bir gün general olmayı hayal eder. Orta öğrenimi esnasında, kendi dünyasında yaşayan içine kapanık bir çocuktur. İlgi duyduğu edebiyat ve yabancı dil derslerine severek katılsa da, pek sevmediği fizik ve matematik sınavlarına çalışmak yerine Rhone nehri kıyısında romantik yürüyüşler yapmayı yeğler. Daha o yaşlarda içindeki müzik tutkusu kendini gösterir ve ilk şiirlerleriyle şarkılarını yazmaya başlar. Onun bu tutumunu beğenmeyen öğretmenleri tarafından birkaç defa okuldan atılır. Varlıklı olmayan anne ve babası, onu başka bir şehirde okutacak durumda değildirler.
    1953 yılında babasının yanında çalışmaya başlayan Marc, daha sonra edebiyat ve müzik alanında çalışmalar yapmak üzere Paris’e gider. Yeteneklerinin peşinden gitmek isteyen 18 yaşındaki bu genç adam tam bu yıllarda amansız bir hastalığa yakalanır. Ondan ümidi kesen doktorlara rağmen, 2 sene boyunca şehirden uzak, doğa ile içiçe yaşayarak tedavi görür ve hastalığını yenmek için mücadele verir.
    Bu süre boyunca zihninde müzik hakkında ciddi planlar belirmeye başlar. Bir gün eve döndüğünde, bedeni yorgun ve zayıf, iradesi aksine çok kuvvetlidir... Artık ne istediğine kesin olarak karar vermiştir. Marc, piyano çalmayı, nota okumayı ve harmoniyi günde 12 bazen de 16 saat çalışarak kendi başına 3 sene içinde öğrenir. Bu kararlı duruşun karşısında, anne ve babası artık istediğini yapması için ona destek olmaya başlar. Kardeşlerinin yardımı ile kendine bir plak dükkanı açan Marc, artık hayatını müzikten kazanmaya başlamıştır. Bu plak dükkanı Marc’ın içindeki müzik tutkusunu daha da alevlendirir ve 1957’de plak dükkanını satmaya ve Paris’e giderek müziğini yayınlamaya karar verir. Paris’li prodüktörler onu nazikçe reddeder, şarkıcılar onun şarkılarını söylemek istemezler. Marc Aryan ümitsizliğe kapılmaz, “Kimse benim şarkılarımı söylemezse ben söylerim” diyerek ilk denemesini yapar. Gerçek adı “Henry Markarian”ı kullanarak yayınladığı bu ilk albüm büyük bir başarısızlığa uğrar. Bu başarısızlık bile onu müzik aşkından vazgeçirmeye yetmeyecektir. Marc küçük yatak odasında müzikle ilgili düşler kurmaya ve çalışmaya devam eder. Sonunda önce “Markal” ismi ile kendi plak şirketini hemen ertesinde de edisyon şirketini kurar. Uzun yıllardır rüyalarını kurduğu bu şirkete ailesinin Lübnan’dan sonra Türkiye’ye gelip yaşadığı yer olan “Malatya” adını verir. Türkiye’yi ve Türkleri çok seven Marc Aryan, şirketine bu ismi vererek ömrü boyunca bir Türk dostu olarak kalacağının sinyallerini o yıllardan verecektir. Plak dükkanı satışından kalan parası ile bir kaç müzisyenle beraber 4 şarkı kaydederler. “Marc Aryan with the Europe boys and the Aryanes” adını taşıyan ilk plağı 3.000 adet basılır. Ağustos 1963’te yayınladığı bu mini albümün çok sevilmesiyle Marc Aryan Brüksel’in o yıllardaki en önemli firmasından teklif alır ve dağıtım anlaşması imzalar.
    Marc, bu anlaşmadan hemen sonra Belçika’da Waterloo’ya yerleşir. 1963 sonlarında artık Marc’ın şarkıları piyasa çıkar çıkmaz hit olmaya başlamıştır; “Giorgina”yi yayınladığında artık çok ünlüdür. İlk konserini 22 Ağustos 1965‘te Belçika’da Jumet-Hamendes’de verir.
    Yetenekleri ile büyük ancak sadece 1.56 cm. boyunda ve 65 kg. ağırlığında olan Marc, şarkı sözleri yazmak, beste yapmak, şarkılarını aranje etmek, stüdyoda orkestrayı yönetmekle yetinmiyor, şarkılarını seslendirip, sound ve miksler ile de uğraşıyordur. Dönemin diğer şarkıcılarının aksine o, sadece bir kaç şarkı ile artık uluslararası bir dinleyici kitlesine sahiptir. Plakları on beş ülkede satılırken, şarkıları listelerde üst sıralara yükselmektedir.
    1966 ve 1969 yıllarında Türkiye’de iki konser verir ve bu çok sevdiği ülkenin dilini öğrenmek ister. Kendi anadili dışında 9 lisan konuşan Marc, Türkçe’yi de öğrenir ve konserlerinde Türkçe şarkılara yer verir. 1969 sonunda kendi stüdyosunu kuran Marc, bu stüdyoya ilk uluslararası hitinin adı olan Katy ismini verir. 1973’ten itibaren Julio Iglesias, Salvatore Adamo, Michel Fugain, Diana Ross, James Brown, Danyel Gerard, gitarist La Goya, Anthony Quinn ve dünyada 17 milyona adet single satış tirajına ulaşan ‘Born to be Alive’ı seslendiren Patrick Hernandez gibi ünlüler Katy Studio’da albüm kayıtlarını gerçekleştireceklerdir.
    1973’te bağımsız radyo istasyonlarına destek olarak “La Lettre” i yayınlayan ve büyük başarı elde eden Marc, işlerinin yoğunluğuna rağmen sahneye çıkmaya devam ederek hayatının sonuna kadar yardım amaçlı gala konserleri vermeye devam eder. 1979’da, hayatının aşkı Marianne Bouriez ile tanışır ve 9 Haziran 1984’te evlenirler. Bir yıl sonra Amerika’ya giderek Los Angeles’ta bir kaç konser veren Marc Aryan, 30 Kasım 1985’te aniden hayata gözlerini yumar. Arkasında 200’e yakın beste ve geniş bir hayran kitlesi bırakan Marc Aryan, Belçika’da Ohain Mezarlığında yatmaktadır.

    Albüme Geri Dön